Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Saygısızlıkla Savaş Derneği

  Bir süre önce gördüğüm bir afiş oldukça dikkatimi çekti.  Nasıl çekmesin?  İhap Hulusi tarafından hazırlanan “Vatandaş” adlı afiş çalışması, yıllara meydan okurcasına bize bakıyor ve yere tükürenlere, yasak dinlemeyenlere, herkesin rahatını bozanlara, daha farklı bir ifade ile saygısızlıkların her türlüsüne karşı tepkisiz kalmamamız gerektiğini duyuruyor. Vatandaş, elinde tutuğu sloganları, en kibar haliyle, geçmişten geleceğe paylaşıyordu. Afişin altında, “Saygısızlıkla Savaş Derneği” yazısı dikkatleri çekmektedir. Pek de sık rastlanamayacak derecede münhasır bir amaçla kurulmuş bulunan bu derneğin kuruluş hikayesi de ilginçtir. Ülkemizin en önemli Anatomi Profesörlerinden olan Zeki Zeren, Ülkede gittikçe artan saygısızlıkların önlenebilmesi için tek çözümün, aydın kesimin saygısızlıklarla savaşmak gereğine inanması ve daha da önemlisi buna cesaret edebilmesi olduğunu düşünür ve bunu yakınları ile paylaşır. İşte bu düşünce Saygısızlıkla Savaş Derneği’ni...

Gladyatörler

GLADYATÖRLER / Murat GÜLGÖR Ankara 2011 Yarış nitelikli oyunlar gerek Helenler’de gerekse Romalılar’da özel bir önem taşımaktaydı. Helenler bu oyunlara genel olarak ‘agon’ adını veriyorlardı. Agonlar; araba yarışları, müzik ve tiyatro gösterileri gibi, çeşitli dallarda sergilenen dinsel içerikli oyunlardı.   Romalılar’da ise bunlara ilâveten gladyatör dövüşleri ile hayvan avını kapsayan ‘ludi’ adı verilen oyunlar mevcuttu. Bunlar agon’lardan oldukça farklı bir yapıdaydı. Zamanla bedensel ve sanatsal olarak birbirinden tamamen ayrılan agon’lar, daha çok eğitime yönelikken, bu ince zevkten yoksun olan ludi’de ise dövüş kabiliyeti öne çıkıyordu. Bunların içinde ayrı bir önem kazanan gladyatör oyunları için Helence'de “teke tek dövüş” anlamına gelen, Latince'de ‘munera gladiatoria’, ‘ludus gladiatorius’, ‘munus gladiatorum’ gibi ifadeler kullanılmaktaydı. Ancak genel anlamda kılıçta usta, faziletli kişi olarak tanımlanabilecek olan ‘Gladyatör’ deyimi, Latince gladius ...

Kadılık Kurumunun Tarihi Gelişimi

Osmanlı Devletindeki hukuk anlayışının Osmanlı’ların kuruluşu ile meydana geldiğini ifade etmek mümkün değildir. Osmanlı Hukuk sistematiği, kaynağını kendisinden önce kurulmuş bulunan Türk ve İslâm devletlerinin hukuk anlayışlarından almaktadır. Konumuzu teşkil eden “Kadılık” müessesesinin de kaynağını başta İslamiyet olmak üzere, çeşitli etmenlerde aranması gerektiği açıktır. Hâkim kelimesinin çoğulu olan hükkâm el-Bakara2/188 suresinde yer almakta ve “uhdesinde yargı yetkisi de bulunan yöneticiler” mânâsında kullanılmaktadır. Bununla beraber, fıkıh terimi olarak kadı, insanlar arasında meydana gelen çekişme ve davaları şer’i hükümlere göre çözümlemek için yetkili makamca tayin edilen kişiyi ifade etmektedir. [1] İslamiyet’in yaygınlaşması, ülkenin fetihlerle genişleyip idarî ve kazaî işlerin çoğalması sebebiyle, Hz. Ömer devrine gelindiğinde, başta Medine olmak üzere Mısır, Irak ve  Suriye bölgelerindeki şehirlere ayrıca kadılar tayin edilmesi gerekli oldu. Emevî Devle...