Ana içeriğe atla

Kayıtlar

"Türk'ün gücü her şeye yeter!"

1882 tarihinde doğduğu düşünülen ve başta Eskişehir olmak üzere Manastır, Bursa ve İzmir’de öğretmenlik ve maarif müdürlüğü yapan Ethem Nejat, “Türkçülük” his ve düşüncesi ile yetişmiştir. Balkan savaşının yarattığı tüm olumsuzlukları, izci öğrencileriyle birlikte gönüllü olarak savaşa katılarak ve bir süre Sırplara esir düşmesi sebebiyle esaret hayatı yaşayarak görmüştür.   Dönem itibariyle sadece Hıristiyan’lar değil, başta Arap’lar olmak üzere Türk olmayan Müslümanlar da Devletin parçalanmasına yönelik ellerinden geleni yapmaktadırlar. Bu olumsuzluklardan etkilen tüm Osmanlı aydınları gibi, bu büyük İmparatorluğun kurtuluşunun, Türklük bilincinin yerleşmesi ve daha da önemlisi Milli bir ekonomi ile gerçekleşeceğine inanmaktaydı. Dönemin en önemli özelliği Türkçü Derneklerin ortaya çıktığı, bir başka ifade ile   “Örgütlü Türkçülük” faaliyetlerinin yapılmasıdır. Onun fikir dünyasını besleyen iki önemli isim vardı ki bunlardan Ömer Seyfettin ile 1918 yılında Türk K...

Selanik Kız Vakası

Bundan bir süre önce, Yunanistan'da krizin tetikleyicisi olarak görülen ve protestocuların hedefindeki isim haline gelen Almanya Başbakanı Angela Merkel'e duyulan öfke sokağa taşmış, Merkel'in ülkeyi ziyaretinde Almanya'ya karşı tavrını açıkça belli eden öfkeli Yunanlılar, Alman heyetinde bulunan Almanya'nın Selanik Başkonsolosu Wolfgang Hoelscher- Obermaier’i tartaklamışlardı. [1] Wolfgang Hoelscher-Obermaier, bizim için de yabancı bir isim değil.   Şubat 2011 tarihinde, Almanya’nın Selanik Konsolosluğu’nun kuruluşunun 125. yılı törenlerinde yaptığı konuşmada [2] , 6 Mayıs 1876 tarihinin Osmanlı ile ilişkilerde bir dönüm noktası olduğunu, Konsolos Abbott ile birlikte bir Fransız Konsolosunun da Müslümanlar tarafından öldürüldüğünü, aslında bu olayın, o dönem itibariyle kimsenin aklına getiremeyeceği, Fransız-Alman uzlaşmasının bir örneği olduğunu ifade etmekteydi. Neydi bu uzlaşı ve nasıl sonuçlanmıştı. Bunu, uzlaşının sonucuna şahitlik eden Pierre Loti’d...

Türkiye Neden Yedi Bölge?

TÜRKİYE NEDEN YEDİ COĞRAFİ BÖLGE?   Birçoğumuz bu sorunun cevabını merak eder, bir kısmımız ise cevabın 1941 yılında yapılan Birinci Coğrafya Kongresinde düğümlendiğini düşünürüz. Ancak, bu Kongrenin amacı ne olursa olsun, birçoklarımızın pek de bilmediği, Anadolu’nun bölgelere ayrılmasına yönelik gayretlerin çok daha eski olduğudur. Ünlü Coğrafya Hocası Cevat Gürsoy, coğrafyayı;   yeryüzünün izahlı tasviri şeklinde ifade etmektedir. Peki, bu tasvir sorunu nasıl çözülecektir. “Burada mühim bir mesele ortaya çıkmaktadır: yeryüzü coğrafî birliklere nasıl ayrılmalı ve bu birlikler hangi esaslara göre sınırlandırılmalıdır? Umumî tabiriyle bir coğrafî birliği, içersinde bir veya daha fazla coğrafî vasıfların müştereken tezahür ettiği bir saha olarak tarif etmek mümkündür. Coğrafî vasıflar ya. Fizikî muhite (yeryüzü şekilleri, iklim, su ve toprak şartları, bitki örtüsü ve hayvan toplulukları) veya insan ve eserlerine (beşerî, iktisadi, içtimai ve siyasi tezahürl...