Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Sokrates'in Baldıran Zehri ile İmtihanı

Bir gazete haberi talihsiz bir olayı anlatıyordu: “Amasya'da baldıran otunu yiyen beş çocuktan biri zehirlenerek hayatını kaybetti…” Birkaç soru var insanın zihnini kurcalayan: 1)     Nasıl oluyordu da insanoğlu, kendi yaşam alanına uzaklaşıyor, çevresinde yetişen otu, böceği, hayvanı, insanı tanıyamıyordu? 2)     Ebeveynler çocuklarını, tabiatın faydaları veya tehlikeleri ile ilgili bilgilendirmekten ne zaman vazgeçmiş veya aciz hale gelmişti? Sanayi toplumu ile birlikte yaşanan çarpık kentleşme ve doğadan uzaklaşma, insanoğlunu çevresinde gördüğü her şeyi “kendisinin tüketmesi için yaratılmış” olarak algılamasına sebep oldu. Bunlar genel kanaatimiz…. Birde baldıran otunun kendi yapısının getirdiği zorluklar var.     Baldıran otunu ayrıt etmek öyle kolay değil. Maydanozun yakın akrabası olan baldıran otunu, gövdesindeki boşluk, kötü kokusu ve en önemlisi de üzerindeki kırmızı lekeler ile tanımlamak mümkün olsa da, yeni...

Meğer Semaverin Sermayesi de Sevgiymiş

“Kağıthane sırtlarında beliren fecri-kâzibe, Ali’nin kalkması gereken saati işaret ediyordu. Annesi, Ali’yi sevgi ve muhabbetle uyandırdı.  Kızarmış ekmek kokan odada semaver ne güzel kaynardı.  Ali semaveri, içinde ne ıstırap, ne grev, ne de patron olan bir fabrikaya benzetirdi. Onda, yalnız koku, buhar ve sabahın saadeti istihsal edilirdi.” Sait Faik Abasıyanık’ın, öyküsüne de adını veren Semaver, sadece çay içmeyi değil, bir töreni ifade eder.  Semaver, zaman kaygısı olmaksızın, kalabalık bir ortamda bol muhabbeti gerektirir. Semaverin etrafında toplananlar muhakkak bir uzlaşı ile bir araya gelmiştir. Aykırıların bu zenginliğin içinde bulunması söz konusu bile değildir. Bu özellikleri ile semaver, çaydanlığı yener ... Çay bitkisi öncelikle Çin’de yetiştirilmiş, daha sonra Japonya, Moğolistan üzerinden Araplara kadar ulaşmıştır. Bu yayılma bir anda olmamış, yaklaşık 3000 yıl sürmüştür. Takvimler 1618’i gösterdiğinde, Moskova’daki Çin Elçiliği Çarlığ...

Kudüs Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni

Bundan bir süre önce, ABD sokaklarında dolaşan otobüslerin bir kısmında yer alan ilanlar çok dikkat çekici ve bir o kadar da rahatsız ediciydi. Bir Müslüman Din Adamı ile Hitler’in yaptığı görüşme konu edilmekte ve subliminal bir etki ile Müslümanlık ile Yahudi düşmanlığı aynı karede işlenmekteydi. Bunun üzerinde hiç beklenmedik bir şey oldu ve  American Freedom Defense Initiative tarafından yayımlanan bu ilanlara gerekli cevap, ADL Washington bölge Direktörü David Friedman tarafından verilerek; “İsrail yanlısı olmanın Müslüman ve Arap karşıtı olmak anlamına gelmediğinin ve bağnaz kalıpların kullanılmamasının gerektiğinin altı çizildi. [1] ” Gelelim resmin hikâyesine.  Öncelikle belirtmek gerekir ki resimdeki kişi Kudüs Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni’dir. Hacı Emin El-Hüseynî ve  ailesi ile ilgili bilgi vermeden önce, Hıristiyan âlemi için çok kutsal olan Kudüs Yeniden doğuş Kilisesinin çevresinde yaşanan sorunlardan bahsetmek isterim. Mez...

Türk Milli Arması ve Namık İsmail

Yıllar önce, “Sonbahar Müzayedesinde, Namık İsmail’in ‘Harman’ adlı tablosu, 155 milyar liraya alıcı buldu. Kenan Evren’in ‘Yelkenli’ adlı yağlı boya tablosu 7.5 milyar liraya satıldı.” [1] başlığı ile kamuoyuna verilen haber kimin ilgisini çekmişti bilinmez ama bu iki ismin farklı tarihlerde yaptıkları resimlerden sadece “Harman” adlı tabloyu anımsamayan yok gibidir. Bu resim, en büyük yoklukların yaşandığı, en büyük bunalımların hâkim olduğu bir dönemde, Mustafa Kemal Atatürk’ün ikametgâhı olarak kullanılan Ankara Garı’ndaki konutun duvarını süslüyordu. [2] Bu yazının kahramanı olan Namık İsmail, eğitim amacıyla Fransa’ya gönderildiğinde henüz yirmili yaşlarının başındaydı. 1914’te tatil nedeniyle İstanbul’a döndü, Birinci Dünya Savaşının patlamasıyla silahaltına alınarak Kafkas cephesine gönderildi ancak, tifüse yakalanınca İstanbul’a dönmek zorunda kaldı. 1917’de Enver Paşa’nın Şişli’de kurduğu Harbiye Mecmuası Atölyesinde, İbrahim Çallı, Ali Sami Boyar gibi birçok...

Nihal Atsız'a Göre Büyük Adam Olmak ve Süleyman Seba

1984 de başlayan BJK Başkanlığını 2000 yılında noktalayan Süleyman Seba’nın kaybı bir çoğumuz için farklı duyguları uyandırırken birçok hatırayı da canlandırdı. Bende ise, Nihal Atsız tarafından kaleme alınan, büyük adamın nasıl olması gerektiğini ifade eden bir yazıyı çağrıştırdı. Atsız, büyük adam olmanın esaslarını maddeler halinde sıraladığı yazıda aynen şöyle demektedir; "1)     Büyük adam, her şeyden önce iyi niyet sahibi adamdır. İcraatındaki amiller toplumun yükselmesidir. Kendisinin bir çıkar kaygısı yoktur. 2)     Büyük adam, her devirde erdem ve meziyet diye tanınan vasıfların birçoğuna sahip olan adamdır. 3)     Büyük adam, özel hayatında da yüksek ve temiz olan adamdır. Birtakım meziyetleri olan reziller, hiçbir zaman büyük adam değildir. 4)     Mevkii için milleti feda eden değil, aksine gerektiği zaman millet uğrunda mevkiini, hatta hayatını verebilen  adam büyük adamdır. (FEDA) 5) ...

Kudüs Hz. Ömer Camii

Her yıl olduğu gibi 634 yılının Noel gecesi Hristiyan dünyasında kutlanıyor ve ibadet ediliyordu. Ancak Kudüs Patriği Sophronius'un vaazı her zamankinden daha farklıydı. Vaazda Ecnadeyn bölgesinde yapılan savaş sonucunda oluşan Müslüman fütuhatı uzun uzun anlatılıyor, Filistin'in güneyinin Müslümanlar tarafından fethedilmesi ile Hristiyan cemaat üzerinde oluşabilecek tehlikelere dikkat çekiyordu. Gerçekten de kısa bir süre sonra kuşatma ile karşı karşıya kalan Kudüs, kan dökülmeden teslim olur ve Halife Hz. Ömer Kudüs'e girer. Kudüs’e gelmesinde etkin olan İlya (Kudüs) halkının, diğer Şam şehirleri ile yapılan antlaşmalar gibi cizye ile haraç ödemek ve diğer şehirlerin halkına verilenlerin aynısı karşılığında ondan “eman” vermesini ve sulh yapılması dilemeleriydi. Ayrıca antlaşmanın bizzat Hz. Ömer b. Hattab tarafindan imzalanmasını istiyorlardı. [1] Hz. Ömer, kendisini karşılayan Patrik Sophronius'a Tapınak Tepesine yani yıkık olan Süleyman Mabedine gitmek is...